NASIL ÖLDÜLER?

Malcolm Forbes - Nasıl Öldüler


ÖNSÖZ

Editörüm Michael Korda’ya, “Nasıl Öldüler”i yayınlamak isteyip istemediğini sorduğumda çok olumlu bir heyecanla tepki verdi, ama bana şöyle dedi: “Herkes Malcolm Forbes’ın neden ölümle ilgili kitap yazdığını merak edecek. Ben de ediyorum. Bunu en baştan açıklaman gerekir. Ayrıca bize, ölüme karşı kendinin nasıl bir tutum içinde olduğunu da anlatmak zorundasın.”

Bu söz beni biraz şaşırttı, çünkü ben bu kitabı ölümle ilgili bir kitap olarak düşünmüyordum. Daha çok, bizlerin, sağ olanların, sık sık ifade ettiği bir merakı tatmin etmekle ilgili olduğu karaşındaydım. Laf arasında ünlü bir isim geçtiğinde, “Ne olmuştu ona?” diye sormaz mıyız? Hem de ne kadar sık sorarız! Buna verilebilecek son cevapları ararken, nice ünlü kişinin alevinin nasıl söndüğü konusunda bir hayli ilginç şeyler keşfetmiştim.

Benim ölüme karşı tutumuma gelince, bu kitabın konusunun çok dışında olmasına rağmen söyleyeyim. Aklıma “Time” dergisinin ölenler hakkında bastığı yazılarda hep kullandığı giriş cümlesi geliyor: “Eninde sonunda herkesin başına geleceği gibi, falanca da...” Ölüm hayatın tek kesin olayı olduğuna, karşı çıkmaktan da bir yarar gelmeyeceğine göre, bunun üzerinde durmak bana hiç gereksiz bir zaman kaybı gibi geliyor.

Hayatta sahip olduğumuz tek şey zamandır. Ne kadar zamanımız olduğunu, hepsi tükenene kadar bilemeyiz. Elimizdeki bu hayatın tümünü, bir sonraki hayata hazırlanarak ve onun ne biçim bir hayat olacağı konusunda kesin bir iyimserlik içinde bulunarak geçirmek, bana göre bir şey değil. Bence hayat, yaşamak içindir.

Dünyaya geliş biçimimiz, hep birbirine benzeyen, alışılmış bir olaydır. Belki “ilahi” kimseler için öyle değildir, ama biz çoğumuz zaten “ilahi” değilizdir. Ama dünyadan ayrılış biçimimiz, son derece kişiye özel bir şeydir.

Bu kitap 175 ünlü insanın dünyadan olağanüstü ayrılışlarını oldukça ayrıntılı biçimde anlatmaktadır.

Bunların bazıları ektiklerini biçebilmişken, diğer bazılarının gidişi şaşırtıcı ya da acayiptir.

Kimi giderken tumturaklı bir “son söz” söylemiş, kimi de zar zor bir şeyler mırıldanarak çekip gitmiştir.

Buralardaki müzikten hoşlanmayan bazıları, daha sonra duyacakları müziğin daha hoş olacağını umarak, intihar yoluyla buradan ayrılmıştır.

Kimi kalabilmek için son nefesine kadar çabalamıştır. Bazıları da zorla dışarı itilmiştir.

Hatta öyleleri vardır ki, şöhretlerini nasıl yaşadıklarına değil de, nasıl öldüklerine borçludurlar.

Bunların her biri kendine göre son derece ilginçtir. Tıpkı fıstık, kızarmış patates ya da patlamış mısır yer gibi, okumaya bir kere başladınız mı, duramayacaksınız. Kitap insanların nasıl öldüğüyle ilgili olsa bile, aslında çok çekicidir, hazin veya kasvetli değildir.

Ne de olsa, dünyaya geldiğimiz andan itibaren buradan ayrılma yolunda olduğumuzu biliyoruz. Ölmek bir başka başlangıcı simgeliyor olsun ya da olmasın, bu dünyadaki dönemimizi sona erdirdiği kesindir. Bir sonraki raundun buradakinden daha iyi mi, yoksa daha kötü mü olacağı, bir raunt daha olup olmayacağı ya da varsa hangi biçimde olacağı, insanların kendi hayalleri ve inançlarıyla ilgilidir. Milyonlarca insan mezarına, gelecek raunt konusunda ciddi anlaşmazlıklar içinde girmiştir. Öldükten sonra geri dönüp bize görgü tanıklığı edecek kimseyi tanıyanımız da yoktur.

Ama burada olduğumuz süre boyunca, pek büyüklerden bazılarının ölümle nasıl karşılaştığını merak etmemek elimizde olmuyor. Bu sayfaları okurken genellikle başınızı iki yana sallayacak, “Demek böyle ölmüşler!” diyeceksiniz.

Kendi başınıza gelmeden önce, yaşamın zevkini çıkarın.

Malcolm Forbes


Malcolm Forbes - Nasıl Öldüler






Share this article :

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

 
SUPPORT / DESTEK : ATLAS
Copyright © 2014 ATLASİZM